jump to navigation

Gönül insanı Haziran 28, 2009

Posted by İslam in Dini yazılar.
add a comment

M.F.Gülen Hocaefendinin

“ Gönül İnsanının Ruh Portresi” isimli başyazısından maddeleştirilmiştir.

GÖNÜL İNSANI;

1-     Tam bir ruh ve mana kahramanıdır.

2-    Kalbi ve ruhi hayatı programlıdır.

3-    Son derece iradeli, hep tetikte, tevazu ve mahviyet insanıdır.

4-    Hakkı tutup kaldıran, diğerkam, alabildiğine sabırlı ve temkinli,

konuşmaktan daha çok yaşayan bir aksiyon insanıdır.

5-    Ağyarı ahına agah eylemez.

6-    Hedefinde hep Allah rızası vardır.

7-    O’nun hatırı söz konusu olduğunda bütün arzu ve isteklerinden vazgeçer.

8-    Herkese sinesini açar.

9-    Allah’tan başka kimseden bir şey beklemez.

10- Herkesle uyum içinde olmaya çalışır.

11-   Kimseye düşmanlık beslemez.

12- Dini, ülkesi ve ülküsü adına hizmet eden hemen herkesi sever.

13- Kendi çalışmalarının yanında Allah’ın tevfik ve inayetine son derece önem verir.

14- Her hareketinde tevfike mahzar olma yollarını araştırır.

15- İnayete vesile olan birliğe ve beraberliğe son derece ehemmiyet verir.

16- Hareket çizgisi doğru olan hemen herkesle müşterek iş yapmaya koşar.

17- Böyle bir vifak anlayışı için çok defa kendine rağmen bir yol izler.

18- Bir Hak aşığı ve Hak rızası sevdalısıdır.

19- Bütün hareketlerini O’nun hoşnutluğuna bağlar.

20- O’nu memnun etme yolunda ölesiye bir hırs gösterir.

21- Böyle bir hedefe ulaşmak için bütün varını feda edebilir.

22- Dünyevi ve uhrevi her şeyden gerektiğinde vazgeçebilir.

23- Onun düşünce dünyasında “Benim yapmam”, “Benim başarmam”,

“Benim sonuçlandırmam”  gibi merdut mülahazalara asla yer yoktur.

24- Hakkı kim kaldırırsa kendi yapmış gibi onun adına sevinir.

25- Öncülük yapma şerefini başkalarına bırakır.

26- İman ve insanlığa hizmet yolunda başkalarını daha

başarılı ve liyakatli görerek onlara hizmet yolunu hazırlar,

sonrada bir adım geriye çekilerek insanlardan bir insan olur.

27- Her zaman kendiyle yaka paça ve kendi ayıplarıyla meşgul bulunur.

28- Kimsenin eksiğiyle gediğiyle uğraşmaz.

29- Hep güzel örnek olma yolundadır.

30- İnsanların ayıplarına kusurlarına göz yumar.

31- Elli defa rencide edilse bir kerecik olsun kimseyi kırmayı düşünmez.

32- Hayatını iman-ı kamil yörüngeli ve ihlas donanımlı yaşamayı en birinci mesele bilir.

33- Duyguları, düşünceleri ve davranışlarıyla öylesine Hak rızasına kilitlenir ki

bütün dünyayı ve masivayı ona verseniz onu hedefinden çeviremezsiniz.

Hatta cennetleri verseniz çeviremezsiniz.

34- Aynı yolda yürüyüp, aynı mefkureyi paylaşanlarla asla rekabete girmez.

35- Onları katiyen kıskanmaz.

36- Onların noksanlarını giderir, eksiklerini tamamlar.

37- Onları hep vücudun bir uzvu gibi görür.

38- Tam bir isar ruhuyla makam, mansıp, paye, şöhret, nüfuz, müesseriyet… gibi maddi

ve manevi hemen her konuda yol arkadaşını öne çıkarır ve kendi gerilerden geri

çekilerek onların başarılarının dellalı olur.

39- Başkalarının düşüncelerine hep saygılı kalmaya çalışır.

40- Paylaşmaya, beraber yaşamaya açık durur.

41- Oturur kalkar aynı mefkure insanlarıyla müşterek hareket etme yollarını araştırır,

müşterek projeler geliştir, “ben” yerine “biz” i ikame etme gayreti gösterir.

42- Başkalarının mutluluğu yolunda rahatlıkla kendi saadetini feda edebilir.

43- Kimseden bir teveccüh beklemez.

44- Böyle bir beklentiye girmeyi kendi adına sükut sayar.

45- Yılandan çıyandan kaçar gibi önde görünmekten,

namdan-şandan kaçar ve unutulma murakabesine girer.

46- Kimseye tecavüz etmez, saldırıya saldırıyla mukabelede bulunmaz.

47- En kritik durumlarda bile bir gönül eri olmanın gereklerini

tamı tamına yerine getirmekten asla geri durmaz.

48- Her zaman fenalıklara iyilikle mukabelede bulunur.

49- Kötülükleri kötülerin işi sayar ve bir iyilik abidesi gibi davaranır.

50- Hayatını Kuran ve sünnet çizgisinde

Hak dostluğu, takva, azimet ve ihsan şuuru çerçevesinde yaşar.

51- Benlik, gurur, şöhret gibi kalbi öldüren hislere karşı sürekli tetikte bulunur.

52- Kendine nispet edilen güzellikleri “her şey O’ndan” deyip gerçek sahibine verir.

53- İradeye vabeste işlerde de her zaman “ben” yerine “biz” e sığınır.

54- Hiç kimseden korkmaz. Hiçbir hadise karşısında paniğe kapılmaz.

55- Allah’a dayanır, sa’ye sarılır, tevfike ram olur ve

doğru bildiği şeylerden asla geriye durmaz.

56- Kimseye gücenmez, Hele Hakka dil beste olanlara katiyen kırılmaz.

57- Yol arkadaşlarını herhangi bir fenalık içinde gördüğünde onlardan uzaklaşmaz.

Perdeyi yırtmaz, onları utandırmaz, utandırmak bir yana böyle bir fenalığı gördüğünden

ötürü büyük bir hata işlemiş gibi kendini kınar ve kendine sorular yöneltir.

58- Müminlerin hallerini hep iyiye yorumlar. Katiyen olumsuz Mülahazalara girmez.

59- Hareket ve faaliyetlerini, bu dünyanın bir ücret yeri

değil de hizmet yeri olduğu mülahazasına bağlar.

60- Memur bulunduğu sorumlulukları fevkalade bir disiplin içinde yerine getirir.

61- Netice ve sonuçlarla meşgul olmayı Hakka karşı bir saygısızlık sayar.

62- Dine, imana ve insanlığa hizmeti Hak rızasının en büyük vesilesi sayar.

63- Ne düzeninin bozulmasından nede tüm insanların ona karşı olmasından sarsılır.

64- Bu dünya darılma dünyası değil dayanma dünyası der

65- Hep azmi ikdamda bulunur.

66- Bütün musibetlere karşı sabreder ve dişini sıkar dayanır, şükreder.

İnsani değerlerin hor görüldüğü, dini düşüncelerde kırılmaların yaşandığı,

her taraf başı boşların gürültüleriyle inlediği günümüzde, başka bir şey değil,

bu kabil gönül insanlarına hem de hava kadar, su kadar ihtiyacımız olduğunu

bir kere daha hatırlatarak bu faslı da noktalayalım.

Eklenecek hiçbir söz yok bunların üzerine.

Sadece bir tavsiyem var gönül insanı adaylarına.

Gelin bu yazıdaki bütün maddeleri ezberleyelim ve kendimize bunları rehber edinelim.

Ebede giden yolculuğumuzda bu maddeler bize fener olacak ve yolumuzu aydınlatacaktır.

Artık bir yerlerden başlamalıyız. Ne dersiniz…

Alıntıdır

Kadir gecesi makalesi Eylül 26, 2008

Posted by İslam in Dini yazılar.
Tags: , , , , , ,
add a comment
Kadir, kadrini bilenler gecesidir

Yarın Kadir Gecesi. Kadrin kadrini bilenlerin gecesi. Ne demek Kadir’in kadrini bilmek? Bir ölçü mü var elimizde bununla alakalı? Değerlendirme kriterleri mi sunmuş bize Nebiler Sultanı (sas)? Şöyle yapan, böyle davranan Kadir’i kadriyle değerlendirmiş mi demiş?
Daha da uzatılabilecek bu minvaldeki bütün sorulara toptan cevabımız; evet. Bir değil birçok ölçü var elimizde. Hem de şaşmaz ve şaşırtmaz rehber Kur’an’da; kavlî beyanları, fiilî tatbikatları ile Efendimiz’de; 15 asırlık mazimizde oluşan gelenek ve göreneklerimizde.

Önce Kur’an. Buyuruyor ki Allah: “Biz Kur’ân’ı indirdik Kadir Gecesi. Bilir misin nedir Kadir Gecesi? Bin aydan daha hayırlıdır Kadir Gecesi! O gece Rab’lerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner… Artık o gece bir selamettir gider… Tâ tan ağarana kadar…” Bir şey dikkatinizi çekiyor mu; Allah bu geceye bin aydan daha hayırlı diyor. Demek O’nun Kadir’e bakışı bu. O halde, Kadir’e Allah’ın baktığı gibi bakan insan, Kadir’in kadrini bilen insan demektir. Onu sıradan bir gece gibi gören kişi ise sadece nasipsizdir.

Efendimiz’e (sas) geçelim: Kavlî beyanları: Bir; “Kim inanarak ve sadece sevabını Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, Savm, 6) İki; “Ondan mahrum olan, çok büyük şeyden mahrum olmuştur.” (Müsned, 2/230)

Fiilî tatbikatı; Kadir Gecesi’nin içinde gizli olduğu Ramazan’ın son on gününde itikafa girmiş, sabahlara kadar namaz, dua, istiğfar, tefekkür ve zikirle vaktini geçirmiştir.

Ve 15 asırdır Kur’an ve Hz. Peygamber (sas) kökenli bu teorik ve pratik değerleri hayatlarına taşıyan İslam dünyası. Bunları anlatmak bu köşenin hacmini aşar. Çünkü Kadir başta mübarek gecelerin sadece Osmanlı’da nasıl kutlandığına dair onlarca kitap vardır bugün piyasada. Bunların günümüzdeki yansımaları ise sabahlara kadar cami ve türbe gezmeler, Kur’an tilavetleri, canan sohbetleri, tesbih namazları, dilhûn gönüllerle gönülleri dilhûn eden dua ve istiğfarlar.

İlave bir şey söyleyecek ve bir teklif sunacağım sizlere; namaz, Kur’an tilaveti, dua, niyazın yanında tefekkür ve tezekküre de zaman ayıralım yarın gece. Biraz muhasebe yapalım. Bütün bir hayatımızın muhasebesi değil; o daha uzun bir zaman isteyebilir. Sadece ve sadece bu Ramazan’da, geçen 27 gün içinde ne yaptık; bunu düşünelim. “Olan” ile “olması gereken” arasında mesafe var mı yok mu, bunu ölçelim. “Diş macunu ile dişleri fırçalamak orucumu bozar mı diye düşündüğüm kadar, oruçlu ağzımla arkadaşımın gıybetini yaptım; orucum bozulup bozulmadığını merak ettim mi” diye soralım kendimize? Muhasebe sonucu cevabımız “evet” ise problem yok; ama “hayır” ise, bunu masaya yatıralım ve kendimize “demek ki sen, midene oruç tutturduğun kadar diline oruç tutturamamışsın!” diyelim. “Bu Ramazan geçti ama söz Allah’ım eğer ömür verirsen bir daha ki Ramazan’a…” diyelim.

Gerekli mi böyle bir şey? Ben iki hadis aktarayım, gerekli mi gereksiz mi olduğuna siz karar verin: “Nice oruç tutanlar vardır ki kendisine kuru açlıktan başka bir şey kalmaz.”, “Yalan sözleri, lâubali davranışları terk etmeyen kişinin yeme ve içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (I.Mace, Sıyam, 21)

Kadir, Kadir’in kadrini bilenlerin gecesidir. Ne mutlu onlara. Dua istirhamıyla.


AHMET KURUCAN, ZAMAN
a.kurucan@zaman.com.tr
25 Eylül 2008, Perşembe

Ramazan ayında yapılacak ibadetler Eylül 8, 2008

Posted by İslam in Dini yazılar.
Tags: , , , , , , ,
add a comment

Otuz Ramazan Gecesi Namazı

Bu Ramazan ayının her gecesinde kılınan namazdır. Zuhru’l- Abidin’de bildirilmiştir ki, Ebu Hureyre rivayet eder; Peygamberimiz s.a.v şöyle buyurmuştur: (dahası…)